Hurriyet.com alan adının süresi dolmuş!
Hürriyet Gazetesi'nin resmi örütbağ sayfasına ait olan hurriyet.com alan adı ödemesi yapılmadığı için dondurulmuş. Bunu bu sabah gazeteleri okumak için, Hürriyet'in sayfasına girmek istediğimde farkettim ve ekran görüntüsünü sizlerle paylaşmak için kaydettim.
Hürriyet'in tekrar tekrar farklı adlarla birçok örütbağ çalışması sunduğunu biliyoruz. Bunları elinde olan basın yayın gücüyle tanıtır, bir yerlere getirir ve kapatır.
Bunu adeta felsefe durumuna getiren değerli Hürriyet yöneticileri sanırım gazetelerinden de vazgeçtiler. Sudan ucuz olan (bizde $9.95 onların satın aldığı yerde $34.99) alan adı tutarını ödeyememiş olduklarını sanmıyorum. Paraya sıkıştılarsa da aramızda toplar üç beş elimize ne geçtiyse destek olurduk.
İki olasılık var. Birincisi, örütbağ çalışmalarında işini bilmeyen yöneticileri görevlendiriyorlar. İkincisi de devamlı böyle sayfa açıp kapatmakta sıra kendi öz sayfalarına gelmiş bulunuyor.
Ünlü gazetenin çıplak fotoğraflarına bakmak için buraya tıklayın!
Saygılarımla.
22 Aug 2010
Son yazımda engellemelerle ilgili düşüncelerimi belirtmiştim. Bu yazı bir çeşit güncelleme ve dertleşme niteliği taşıyor.
Hangi DNS sunucusunu kullanırsanız kullanın örütbağ şu anda felç durumda.
Birçok kişi bana Inube'a girilemediği nedeniyle ulaşıyor. Bizde bir sorun yoktur. Büyük olasılıkla, Türk Telekom, TİB, hükümet üçgeninden kaynaklanan engellemeler nedeniyle giriş yapılamıyor.
Yanlışlıkla ya da bilinçli olarak tüm örütbağı birden engellediler sanırım. Balinaların, okyanusların dibindeki bağlantıları yediği nedenini yemeyiz biz.
Uykulu gözler ve tükenmiş bir bedenle yazılım üretirken, işimle meşgul olduğum için başkaları uyarana dek anlayamadığım bu olaylar, özgürlüklerine el konulduğunu anlayamayanlar olduğu sürece süregelecektir.
Saygılarımla.
11 Jun 2010
Daha anlaşılır olması için bu sözcüğü seslerine mi bölmemiz gerekiyor.
Örütbağda dilediğimiz yere girme özgürlüğümüzü en-gel-le-ye-mez-si-niz!
El nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz. Elimize tespih alıp sabır çekmemiz mi gerekiyor? Nereye kadar sabır?
Bugün örütbağ, yaşamlarımızda önemli bir yere oturmuştur. Burda iletişim kuruyor, burda tanışıyor, burda öğreniyor, burda eğleniyoruz.
Konuştuğumuz, tanıştığımız, düşüncelerimizi paylaştığımız, eğlendiğimiz bu ortamı engellemek, sokağa çıkma yasağı gibi bir şeydir. Özgürlüğümüzü kısıtlar. Yalnız, başına buyruk yönetimlerin olduğu ülkelerde görülür. Bizi yalnızlaştırır.
Örütbağdaki iyi ve kötü içeriği ayırmak biz bireylerin işi olmalı. Dostu düşmanı tanımak bizim işimiz olmalı. Bu yapılan, bir annenin kötü bir şeyle karşılaştıklarında çocuğunun gözlerini kapamasına benzer.
Biz çocuk değiliz. Kimsenin bizim gözümüzü kapatmasına ihtiyacımız yoktur. Burası, her şeyin iyi olduğu, her şeyin güzel olduğu, kötülüklerden arınmış, yalnızca cicili bicili oyun hamurumuzla uğraşacağımız bir oyun bahçesi değil.
İkide bir örütbağda kendilerine sövüldüğünü ileri süren bunamış, kendini mesih falan sanan yaşlı başlı birkaç amca, milyonlarca bireyin özgürlüğünü engelleyemez. Kendi adlarını gizleyerek takma adlarla birbirinin kopyası kitapları günde yüzlerce yaprak yazabilme yeteneğiyle yan yana dizen bu amcalar artık yakamızı bıraksınlar, kendi işlerine baksınlar.
Bu engelleme kararlarını veren kurumların durumu ise daha kötü. Onlar bilmiyorlar. Gerçekten bilgisizler. Örütbağın çalışma yöntemini bilmiyorlar. Bu yargıçlar, karar verenler kendilerini güncellemeliler, yeni şeylere açık olmalı, araştırmalı ve öğrenmeliler. Bu engellemelerin büyük çoğunluğu bilgisizlikten kaynaklanıyor.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan kaset olayında da aynı şey ortaya çıktı. Görüntülerin yayınlandığı görsel paylaşım sitesi Meta Cafe suçlandı. Yetkililer bu görüntüleri Meta Cafe yöneticilerinin yüklediğini ileri sürdüler. Her ne kadar kötü niyetle bu sözü söyleme olasılığı olsa da, ben bilgisizlikten olduğuna inanmak istiyorum.
Bir örütbağ kullanıcısı girip ücretsiz olarak Inube'da kendisine bir alan oluşturabilir, bu alana istediği içeriği yükleyebilir. Bu içeriği biz yüklemiyoruz, denetlemiyoruz ve denetleyemeyiz de. Yüzbinlerce içerik tek tek denetlenemez. Youtube, Meta Cafe gibi daha büyük ortamlarda bu çok daha imkansızdır. Bu içerikleri biz yöneticiler yüklemiyoruz, kullanıcılar yüklüyorlar. Yine biz kişileri bu içeriklere gelin girin diye yönlendirmiyoruz da. Bir şekilde arama motorlarından ya da diğer paylaşım alanlarından bu içeriklere ulaşıyorlar.
Bütün bunları artık yetkililerimizin öğrenmesi gerekiyor.
Birkaçı da öğrenmiş gibi gözüküyor. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Twitter hesabından yayınladığı iletilerde şöyle diyor:
"Türkiye'nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı."
"Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller."
"Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum."
Youtube ve Google’a Erişim Sorunu: “Yasal Problemleri Aşmalıyız.”
Bunlar devletimizin en tepesindeki kişinin sözleri. Bu sorunu görmezden gelmeyelim. Nasıl olsa ben girebiliyorum demeyin. Başbakanımız da girebiliyor Youtube'a. Dolambaçlı yollarla içeriğe ulaşabilmemiz sorunu ortadan kaldırmıyor.
Bu bizim özgürlük kavgamızdır.
Örütbağa özgürlük!
05 Jun 2010
Bir televizyon kanalı vardı, Avrasya TV! Ankara rüzgarı Mustafa Balbay'la eserdi üzerimize. Türk kahvesini Bahadır Tokmak ve Turgay Yıldız'la içerdik. Köylerimizi Ramazan abimizle gezerdik.
Dokuz köyden kovulanlar... Nihat Genç, Emin Çölaşan ve diğerleri... Burda buldular hürriyetlerini! Sivri dilli Bahadır ve Turgay abiye de yasak geldi. Sonra Turgay abi belediye başkanı adayı oldu Çankaya'ya. Seçilemedi tabi!
Kanal borç batağında, kim bilir ki? Hulki Cevizoğlu, Lale Şıvgın ve diğerleri... Birer birer ayrıldılar. Merkez, Ankara'dan Kıbrıs'a taşınmıştı.
Konuşan birkaç saygıdeğer isim kaldı: Ümit Özdağ, Rauf Denktaş, Özcan Yeniçeri...
Arada sırada çıkan gofret reklamları vardı, onlar da gitti. Alternatif tıp ürünlerinin reklamlarını izliyoruz şimdi, adeta şifalı tv.
En güzel içerik, en albenili logo... En gerçek olsa da her şey, tıkanıyor bir süre sonra...
İzleyici yorumlarını da aktaramıyorlar: "Onlar bizden sivri dilli. Ayarı kaçar işin." Ertesi sabah baskınlarla uyanırız manava, don satana, bakkala! Çakala değil!
Aç karna dimdik durulmuyor. Açlıktan titrer bedeniniz, ağlayarak savunurken inandığınız şeyleri, ilk yumrukta yığılıverirsiniz yere.
Yalnız olunmuyor. Sürekli arkadadır gözünüz, koku arar yorulmuş burnunuz. Yoksa arkanızı kollayacak bir dostunuz, ilk fırsatta sırtınızdan vurulur, düşüverirsiniz yere.
Kendi hürriyetiniz için, bir gün sıra size de gelmesin diye, dost bildiğinizin arkasında durun.
İzleyin, izlettirin!
19 May 2010
Boşuna okumuşuz büyük adam olalım diye...
Boşuna vergi ödüyormuşuz dürüst vatandaş olalım diye...
Boşuna kardeşiz demişiz, kardeş kardeşe bunu yapmaz diye...
Boşuna sevgi pıtırcığı olmuşuz barışı sağlamak niyetine...
Boşuna askerlik yapmışız kapıda düşman var diye...
Boşuna ölmüşüz bu vatan bizim diye...
Boşuna kelle yerine konmuşuz vatanı sevdik diye...
Boşuna iş bulma kurumuna başvurmuşuz elimiz ekmek tutsun diye...
Yeni bir meslek var artık, yüzyılın mesleği...
Dolgun maaşı ve size karşı eşi bulunmaz bir saygı yarışı ile...
İş veren devlet, garanti meslek...
Dağa çık, in...
Birkaç gün düğün dernek...
ve nakit 5000$ destek...
Az biraz sonra madalya da takarlar, al sana şan şöhret...
Bu yazının sonunda saygılarımla yazmıyorum, çünkü saygı duymuyorum...
20 Nov 2009
(1)


kurnaz
SmL141