05 Jun 2010
Daha anlaşılır olması için bu sözcüğü seslerine mi bölmemiz gerekiyor.

Örütbağda dilediğimiz yere girme özgürlüğümüzü en-gel-le-ye-mez-si-niz!

El nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz. Elimize tespih alıp sabır çekmemiz mi gerekiyor? Nereye kadar sabır?

Bugün örütbağ, yaşamlarımızda önemli bir yere oturmuştur. Burda iletişim kuruyor, burda tanışıyor, burda öğreniyor, burda eğleniyoruz.

Konuştuğumuz, tanıştığımız, düşüncelerimizi paylaştığımız, eğlendiğimiz bu ortamı engellemek, sokağa çıkma yasağı gibi bir şeydir. Özgürlüğümüzü kısıtlar. Yalnız, başına buyruk yönetimlerin olduğu ülkelerde görülür. Bizi yalnızlaştırır.

Örütbağdaki iyi ve kötü içeriği ayırmak biz bireylerin işi olmalı. Dostu düşmanı tanımak bizim işimiz olmalı. Bu yapılan, bir annenin kötü bir şeyle karşılaştıklarında çocuğunun gözlerini kapamasına benzer.

Biz çocuk değiliz. Kimsenin bizim gözümüzü kapatmasına ihtiyacımız yoktur. Burası, her şeyin iyi olduğu, her şeyin güzel olduğu, kötülüklerden arınmış, yalnızca cicili bicili oyun hamurumuzla uğraşacağımız bir oyun bahçesi değil.

İkide bir örütbağda kendilerine sövüldüğünü ileri süren bunamış, kendini mesih falan sanan yaşlı başlı birkaç amca, milyonlarca bireyin özgürlüğünü engelleyemez. Kendi adlarını gizleyerek takma adlarla birbirinin kopyası kitapları günde yüzlerce yaprak yazabilme yeteneğiyle yan yana dizen bu amcalar artık yakamızı bıraksınlar, kendi işlerine baksınlar.

Bu engelleme kararlarını veren kurumların durumu ise daha kötü. Onlar bilmiyorlar. Gerçekten bilgisizler. Örütbağın çalışma yöntemini bilmiyorlar. Bu yargıçlar, karar verenler kendilerini güncellemeliler, yeni şeylere açık olmalı, araştırmalı ve öğrenmeliler. Bu engellemelerin büyük çoğunluğu bilgisizlikten kaynaklanıyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan kaset olayında da aynı şey ortaya çıktı. Görüntülerin yayınlandığı görsel paylaşım sitesi Meta Cafe suçlandı. Yetkililer bu görüntüleri Meta Cafe yöneticilerinin yüklediğini ileri sürdüler. Her ne kadar kötü niyetle bu sözü söyleme olasılığı olsa da, ben bilgisizlikten olduğuna inanmak istiyorum.

Bir örütbağ kullanıcısı girip ücretsiz olarak Inube'da kendisine bir alan oluşturabilir, bu alana istediği içeriği yükleyebilir. Bu içeriği biz yüklemiyoruz, denetlemiyoruz ve denetleyemeyiz de. Yüzbinlerce içerik tek tek denetlenemez. Youtube, Meta Cafe gibi daha büyük ortamlarda bu çok daha imkansızdır. Bu içerikleri biz yöneticiler yüklemiyoruz, kullanıcılar yüklüyorlar. Yine biz kişileri bu içeriklere gelin girin diye yönlendirmiyoruz da. Bir şekilde arama motorlarından ya da diğer paylaşım alanlarından bu içeriklere ulaşıyorlar.

Bütün bunları artık yetkililerimizin öğrenmesi gerekiyor.

Birkaçı da öğrenmiş gibi gözüküyor. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Twitter hesabından yayınladığı iletilerde şöyle diyor:

"Türkiye'nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı."

"Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller."

"Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum."

Youtube ve Google’a Erişim Sorunu: “Yasal Problemleri Aşmalıyız.”

Bunlar devletimizin en tepesindeki kişinin sözleri. Bu sorunu görmezden gelmeyelim. Nasıl olsa ben girebiliyorum demeyin. Başbakanımız da girebiliyor Youtube'a. Dolambaçlı yollarla içeriğe ulaşabilmemiz sorunu ortadan kaldırmıyor.

Bu bizim özgürlük kavgamızdır.

Örütbağa özgürlük!


19 May 2010
Bir televizyon kanalı vardı, Avrasya TV! Ankara rüzgarı Mustafa Balbay'la eserdi üzerimize. Türk kahvesini Bahadır Tokmak ve Turgay Yıldız'la içerdik. Köylerimizi Ramazan abimizle gezerdik.

Dokuz köyden kovulanlar... Nihat Genç, Emin Çölaşan ve diğerleri... Burda buldular hürriyetlerini! Sivri dilli Bahadır ve Turgay abiye de yasak geldi. Sonra Turgay abi belediye başkanı adayı oldu Çankaya'ya. Seçilemedi tabi!

Kanal borç batağında, kim bilir ki? Hulki Cevizoğlu, Lale Şıvgın ve diğerleri... Birer birer ayrıldılar. Merkez, Ankara'dan Kıbrıs'a taşınmıştı.

Konuşan birkaç saygıdeğer isim kaldı: Ümit Özdağ, Rauf Denktaş, Özcan Yeniçeri...

Arada sırada çıkan gofret reklamları vardı, onlar da gitti. Alternatif tıp ürünlerinin reklamlarını izliyoruz şimdi, adeta şifalı tv.

En güzel içerik, en albenili logo... En gerçek olsa da her şey, tıkanıyor bir süre sonra...

İzleyici yorumlarını da aktaramıyorlar: "Onlar bizden sivri dilli. Ayarı kaçar işin." Ertesi sabah baskınlarla uyanırız manava, don satana, bakkala! Çakala değil!

Aç karna dimdik durulmuyor. Açlıktan titrer bedeniniz, ağlayarak savunurken inandığınız şeyleri, ilk yumrukta yığılıverirsiniz yere.

Yalnız olunmuyor. Sürekli arkadadır gözünüz, koku arar yorulmuş burnunuz. Yoksa arkanızı kollayacak bir dostunuz, ilk fırsatta sırtınızdan vurulur, düşüverirsiniz yere.

Kendi hürriyetiniz için, bir gün sıra size de gelmesin diye, dost bildiğinizin arkasında durun.

İzleyin, izlettirin!


20 Nov 2009
Boşuna okumuşuz büyük adam olalım diye...

Boşuna vergi ödüyormuşuz dürüst vatandaş olalım diye...

Boşuna kardeşiz demişiz, kardeş kardeşe bunu yapmaz diye...

Boşuna sevgi pıtırcığı olmuşuz barışı sağlamak niyetine...

Boşuna askerlik yapmışız kapıda düşman var diye...

Boşuna ölmüşüz bu vatan bizim diye...

Boşuna kelle yerine konmuşuz vatanı sevdik diye...

Boşuna iş bulma kurumuna başvurmuşuz elimiz ekmek tutsun diye...

Yeni bir meslek var artık, yüzyılın mesleği...

Dolgun maaşı ve size karşı eşi bulunmaz bir saygı yarışı ile...

İş veren devlet, garanti meslek...

Dağa çık, in...

Birkaç gün düğün dernek...

ve nakit 5000$ destek...

Az biraz sonra madalya da takarlar, al sana şan şöhret...

Bu yazının sonunda saygılarımla yazmıyorum, çünkü saygı duymuyorum...


19 Sep 2009
24 Mart 2008'de Yaptığınız Medeniyeti Sansürlemektir! demiştim. Sözlerimin arkasındayım: "Örütbağa (internete) erişimimize engel koymak, uygarlığa doğru gidişimize engel koymakla birdir!". Yüce Atatürk bize "Gelecek, göklerdedir!" diyerek, ruhlarımıza yüce bir amaç aşılamıştı. Onun öğrencileri olan yeni kuşak bizler, değil göklere erişebilmek, utancımızdan kafalarımızı yerin dibine gömmek icin yarışıyoruz. Biz özgürlüklerini günün koşullarında atla, süngüyle savaşarak kazanmış bir kuşağın torunlarıyız. Atatürk biz gelecek kuşaklara, göklere, bilgiye, bilime ulaşan yollarda çalışmayı görev verdi. Örütbağ, bugün bilgiye ulaşmada en önemli yöntemlerden biridir.

Biz bugün bu yeni yöntemi, yeni özgürlügümüzü kaybetmek üzereyiz. Bugün, dünyanın en büyük örütbağ sayfalarından olan My Space'e ve Last.fm'e erişim mahkeme kararıyla engellendi. Sayfaya girmek isteyen kişiler "Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır." uyarısıyla karşılaşıyor.

Bu yasak dogal olarak başbakanımızı kapsamıyor. O, 20 Kasım 2008'de de söylediği gibi "Youtube'a girebiliyor!". Büyük olasılıkla My Space'e ve Last.fm'e de girebiliyordur.

Sizce bu sayfalar neden engellendi? Acaba bu bağlantıda işaret edildiği gibi dünyaca ünlü Justin Timberlake ve Ciara adlarındaki şarkıcıların açık seçik bulunan şarkılarının görüntüleri olabilir mi?

Peki yalnızca biz halkı ilgilendiren bu yasaklar neye dayanıyor? Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın yasal sayfasındaki bu tarihçede de yer aldığı gibi, 3 Temmuz 2005 tarihinde TBMM'de kabul edilen 2559, 2803 ve 2937 sayılı yasalarda değişiklik yapan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kuruluşuna ilişkin 5397 sayılı yasaya!

Hani hep özgürlüklerden söz ederiz ya, bizleri daha çok özgürleştiren yasaları çıkarttığınız için çok mutluyuz, gelecekten umutluyuz! Söylenecek söz yoktur!

Saygılarımla!


22 Jun 2009
Bu bildiri, ülkemizdeki basın organlarında çokça yer bulan "Google'a yerli rakip!", "Ünlü manken Facebook'ta yakalandı!" ya da "Google'da çalışan çılgın Türk!" gibi çoğu haberle (!) benzeşmiyor. Bu iki dünya devini bu bildiride buluşturan ortak nokta çok daha başka...

13 Haziran 2009 tarihinde, seçimlerin ardından İran'da halk ayaklanması başladı. Barış yanlısı insanlar olarak, hangi nedenle olursa olsun bir ülkede iç çatışmanın ya da şiddete dayanan başka bir eylemin başlamasını hiçbirimiz kabul edemeyiz, etmeyiz. Bu tür olaylarda şu ya da bu taraf haklı demek, siyasi çıkarımlar yapmak bizi yanlışlara sürükleyebilir. Nitekim bu bir futbol karşılaşması değildir. Daha düne kadar kardeşçe yaşayan bir halkın iç meselesidir, işin siyasi boyutu bizi ilgilendirmez.

Ben de zaten konunun siyasi değil teknolojik boyutuna değineceğim. Google'ın bir dildeki bir yazıyı ya da bir örütbağ sayfasının içeriğini başka bir dile çevirmek için kullanılan Google Translate adlı bir hizmeti var. Geçenlerde bu hizmete Türkçe dil desteğinin de eklendiğini duymuştum. Bu hizmet, bildiğimiz sözlüklerin aksine sözcükler değil cümleler boyutunda işlem yapabiliyor. Google'ın aynı zamanda dünya üzerindeki herhangi bir noktanın uydu görüntülerini gösteren Google Earth adında başka bir hizmeti daha var. Bildirinin içeriğini oluşturan diğer hizmeti yani Facebook'u tanımayanımız zaten yok. Kendim kullanmadığım için özellikleri hakkında bilgi veremeyeceğim.

Birkaç gün önce Ekşi Sözlük'te (evet, Facebook kullanmıyorum ama ara sıra Ekşi Sözlük okurum) okuduğum bir yorumla bu olaydan haberim oldu. İran'da seçimlerin hemen ardından başlayan ayaklanmanın hemen ardından Google, 18 Haziran tarihinde çeviri hizmetine Farsça dil desteğini eklemiş. Rastlantı o ya, Facebook da aynı hamleyi yine aynı günde yani 18 Haziran'da sayfasını Farsça'ya çevirerek tekrarlamış. Google'ın bu gelişmeyi blogunda duyurduğu resmi bildirisine buradan, Facebook'un resmi bildirisine de buradan ulaşabilirsiniz. Yine söylenenlere göre Google, harita hizmetinde İran'ın yer aldığı konumu çok daha sık aralıklarla güncelleyerek örütbağda yayınlıyormuş.

İletişimin ve bilginin altın çağını yaşadığı bu devirde bu tür gelişmelerle daha çok karşılaşacağız gibi görünüyor. Her iki dünya devine de, İran halkına verdikleri bu eşsiz hizmetlerden ötürü onlar ve tüm insanlık adına teşekkür ediyoruz.

Üzgünüm ki biz küçük bir kurumuz ve hayır için iki günde sayfalarımızı Farsça'ya çevirebilecek bir İran'lı tanıdığımız da yoktur. Belki de küçük ama bağımsız kalmalıyız.

Saygılarımla.

Comments

 gezginahmet63: bişe anlamadım gitti kafa kal...
 muhammet36: teknoloji çok fazla kullanılıy...
 kurnaz: Sizi aramızda gördüğüm için mu...
 roadfox: Inube'u kullanan sadece tek bi...
 kurnaz: General Electric şirketi (kuru...

Şu anda...


follow kurnaz at http://twitter.com

My Inube Gündemi

VAN - DAM ve ADAM!
Bayram yazısı...
Akdeniz ve Kedi
TRT'den DERSİM şovu...
Küresel Yaratık: İnsan
16 sı ve Sonrasında Görünen Hava!
Hedef 2014...
Bu yıl da biterken...
23 Aralık soğuk ve kar
Sevgili günlük...

Gök Bilimi

Günün görseli: Kasırga Görüntüsü
Çin'in Apophis Planı
Yeni Bulunan Fosillerle Mars'ta Yaşam Mümkün!
Mars Endeavour Krateri'nden Yeni Görüntüler
Rusya yörüngede dolanan otel yapacak!
Bilim İnsanları Elmastan Gezegen Buldular!
Soyuz TMA-21 Uzay Mekiği 28. Sefer Ekibi Dünya'ya Döndü
Telefonunuz Uzay Mekiği Sesiyle Çalsın!
Pacman Nebulası Bulundu
UARS Uydusu Dünya'ya Düştü!

Tags

İnternet Reklamcılığı, Bayram, Türk, Yeacon, Avrasya TV, Ev-is yeri, Başarı, TİB, doğa, Oyyla, küresel ısınma, Liverpool, Unix, mozart, Kurallar, WordPress, sahil yolu, Avrasya, tld, Reklam, kampanya, deneyim, fırsatçılar, bağımlılık, imleç

Archive

2011 (6)
 November (3)
 October (3)
2010 (6)
 November (1)
 September (1)
 August (1)
 June (2)
 May (1)
2009 (3)
 November (1)
 September (1)
 June (1)
2008 (9)
 May (1)
 April (2)
 March (2)
 February (2)
 January (2)
2007 (7)
 December (2)
 November (3)
 October (1)
 May (1)
2006 (1)
 November (1)

Bağlantılar

Yeacon Ltd. Şti.
Conys DNS
Inube.com
Cybmas Advertising

Kurumsal

Yeacon Software Ltd.
Inube.com - Free Blog Hosting Platform
Cybmas Advertising