Hurriyet.com alan adının süresi dolmuş!

Hürriyet, hurriyet.com, alan adı, örütbağ, internet, gazete, basın, Fatih Çekirge


Hürriyet Gazetesi'nin resmi örütbağ sayfasına ait olan hurriyet.com alan adı ödemesi yapılmadığı için dondurulmuş. Bunu bu sabah gazeteleri okumak için, Hürriyet'in sayfasına girmek istediğimde farkettim ve ekran görüntüsünü sizlerle paylaşmak için kaydettim.

Hürriyet'in tekrar tekrar farklı adlarla birçok örütbağ çalışması sunduğunu biliyoruz. Bunları elinde olan basın yayın gücüyle tanıtır, bir yerlere getirir ve kapatır.

Bunu adeta felsefe durumuna getiren değerli Hürriyet yöneticileri sanırım gazetelerinden de vazgeçtiler. Sudan ucuz olan (bizde $9.95 onların satın aldığı yerde $34.99) alan adı tutarını ödeyememiş olduklarını sanmıyorum. Paraya sıkıştılarsa da aramızda toplar üç beş elimize ne geçtiyse destek olurduk.

İki olasılık var. Birincisi, örütbağ çalışmalarında işini bilmeyen yöneticileri görevlendiriyorlar. İkincisi de devamlı böyle sayfa açıp kapatmakta sıra kendi öz sayfalarına gelmiş bulunuyor.

Ünlü gazetenin çıplak fotoğraflarına bakmak için buraya tıklayın!

Saygılarımla.

22 Aug 2010

(1)



EN-GEL-LE-YE-MEZ-Sİ-NİZ

Örütbağ, sansür, Youtube, Google, Engel, İnternet


Daha anlaşılır olması için bu sözcüğü seslerine mi bölmemiz gerekiyor.

Örütbağda dilediğimiz yere girme özgürlüğümüzü en-gel-le-ye-mez-si-niz!

El nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz. Elimize tespih alıp sabır çekmemiz mi gerekiyor? Nereye kadar sabır?

Bugün örütbağ, yaşamlarımızda önemli bir yere oturmuştur. Burda iletişim kuruyor, burda tanışıyor, burda öğreniyor, burda eğleniyoruz.

Konuştuğumuz, tanıştığımız, düşüncelerimizi paylaştığımız, eğlendiğimiz bu ortamı engellemek, sokağa çıkma yasağı gibi bir şeydir. Özgürlüğümüzü kısıtlar. Yalnız, başına buyruk yönetimlerin olduğu ülkelerde görülür. Bizi yalnızlaştırır.

Örütbağdaki iyi ve kötü içeriği ayırmak biz bireylerin işi olmalı. Dostu düşmanı tanımak bizim işimiz olmalı. Bu yapılan, bir annenin kötü bir şeyle karşılaştıklarında çocuğunun gözlerini kapamasına benzer.

Biz çocuk değiliz. Kimsenin bizim gözümüzü kapatmasına ihtiyacımız yoktur. Burası, her şeyin iyi olduğu, her şeyin güzel olduğu, kötülüklerden arınmış, yalnızca cicili bicili oyun hamurumuzla uğraşacağımız bir oyun bahçesi değil.

İkide bir örütbağda kendilerine sövüldüğünü ileri süren bunamış, kendini mesih falan sanan yaşlı başlı birkaç amca, milyonlarca bireyin özgürlüğünü engelleyemez. Kendi adlarını gizleyerek takma adlarla birbirinin kopyası kitapları günde yüzlerce yaprak yazabilme yeteneğiyle yan yana dizen bu amcalar artık yakamızı bıraksınlar, kendi işlerine baksınlar.

Bu engelleme kararlarını veren kurumların durumu ise daha kötü. Onlar bilmiyorlar. Gerçekten bilgisizler. Örütbağın çalışma yöntemini bilmiyorlar. Bu yargıçlar, karar verenler kendilerini güncellemeliler, yeni şeylere açık olmalı, araştırmalı ve öğrenmeliler. Bu engellemelerin büyük çoğunluğu bilgisizlikten kaynaklanıyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan kaset olayında da aynı şey ortaya çıktı. Görüntülerin yayınlandığı görsel paylaşım sitesi Meta Cafe suçlandı. Yetkililer bu görüntüleri Meta Cafe yöneticilerinin yüklediğini ileri sürdüler. Her ne kadar kötü niyetle bu sözü söyleme olasılığı olsa da, ben bilgisizlikten olduğuna inanmak istiyorum.

Bir örütbağ kullanıcısı girip ücretsiz olarak Inube'da kendisine bir alan oluşturabilir, bu alana istediği içeriği yükleyebilir. Bu içeriği biz yüklemiyoruz, denetlemiyoruz ve denetleyemeyiz de. Yüzbinlerce içerik tek tek denetlenemez. Youtube, Meta Cafe gibi daha büyük ortamlarda bu çok daha imkansızdır. Bu içerikleri biz yöneticiler yüklemiyoruz, kullanıcılar yüklüyorlar. Yine biz kişileri bu içeriklere gelin girin diye yönlendirmiyoruz da. Bir şekilde arama motorlarından ya da diğer paylaşım alanlarından bu içeriklere ulaşıyorlar.

Bütün bunları artık yetkililerimizin öğrenmesi gerekiyor.

Birkaçı da öğrenmiş gibi gözüküyor. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Twitter hesabından yayınladığı iletilerde şöyle diyor:

"Türkiye'nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı."

"Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller."

"Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum."

Youtube ve Google’a Erişim Sorunu: “Yasal Problemleri Aşmalıyız.”

Bunlar devletimizin en tepesindeki kişinin sözleri. Bu sorunu görmezden gelmeyelim. Nasıl olsa ben girebiliyorum demeyin. Başbakanımız da girebiliyor Youtube'a. Dolambaçlı yollarla içeriğe ulaşabilmemiz sorunu ortadan kaldırmıyor.

Bu bizim özgürlük kavgamızdır.

Örütbağa özgürlük!

05 Jun 2010

(2)



GoDaddy'den İlginç Kampanya!

GoDaddy, info, com, tld, kampanya, alan adı, domain, internet


Şirketimizin sahip olduğu alan adlarının çoğunu GoDaddy firmasından kayıt ettiriyor ve yönetiyoruz. Yıllardan beri kullandığımız servislerinden şimdiye kadar şikayetçi olmadım. Hem müşteri hizmetleri destekleri hem de sağladıkları kaliteli hizmetleri beni hep memnun etti. Ama yakın zamandan beri uyguladıkları bazı politikalar beni rahatsız etmeye başladı. Geçen hafta e-posta kutuma gelen bir tanıtım iletisinde ".info" uzantılı alan adlarının ilk yıl kayıt ücretlerinde indirime giderek 0.99$ olarak güncellediklerini bildiriyorlardı. Daha sonra birkaç alan adımızın bilgilerinde güncelleme yapmak için sisteme girdiğimde, bu kampanya aklıma geldi ve kendi kendime "hazır girmişken ucuza birkaç adres alıp indirimden yararlanayım, kenarda dursunlar" dedim. Birkaç tane ".info" uzantılı adres sorguladım. Direk tam adresi sorgulayınca yukarıda adresin satın alınabilir olduğu yazıyor, ancak aşağıda yan yana uzantıların kutucuklar halinde listelendiği bölümde arka plan turuncu-pembe renkte görünüyor. Normalde beyaz olan bu kutular eğer adres alındıysa bu renkle doluyor. Belki kullandığım internet tarayıcısında (FireFox 2) bir sorun olabilir diye düşünüp umursamadım, birkaç adresi daha alışveriş sepetime ekleyip sorgu yapmaya devam ettim. Daha sonra seçtiğim adreslerin yeterli olduğunu düşünüp, ödeme yapmak için alışveriş sepetime tıkladım. Bu sefer karşımda, alışveriş sepetimin boş olduğunu gösteren bir uyarı yer alıyordu. Ben de ".com" bir adres seçip bu sefer direk ödeme sayfasına gitmeyi denediğimde, az önce seçtiğim ".info" uzantılı adreslerin sepette olduğunu farkettim. Daha sonra toplu olarak ödememi yapıp adreslerin satın aldım. Az önce işlemi Windows işletim sistemi kurulu bir bilgisayarda Internet Explorer ile denedim ve sonuç yine aynı. Demek oluyor ki bu sadece benim bilgisayarıma has bir sorun değil; yani sorundan öte, site böyle çalışıyor. Eğer ön yargılı davranıyorsam yani sitede teknik bir problem varsa, bu küçük problemi bir haftada nasıl farkedip düzeltemezler diye düşünüp duruyorum. Aksi halde ön yargımda haklıysam bu fikir içimi ürpertiyor: bu yaptıklarının çok kirli ve etik olmayan bir pazarlama yöntemi olduğunu düşünüyorum. Bu demek oluyor ki; önce ".info" alan adlarında indirime gidip bunu mail ile müşterilerine duyuruyor ve sitelerine müşteri çekiyorlar, daha sonra gelen müşteri bu bilinçli bırakılmış hatadan dolayı eğer dikkatsizse indirimli ".info" uzantılı alan adı alamıyor, siteye gelmiş ve ucuza satın almak için isim bulamamış çaresiz müşteri de gelmişken daha pahalı olan ".com" uzantılı adresleri sorgulayıp bunlardan birkaç tane satın alabiliyor. Ben hala beni tedirgin eden bu düşüncelere inanmamak ve bu olanların onların bilgileri haricinde gelişen teknik bir hata olduğuna inanmak istiyorum. Umarım bu sorunu yakın zamanda çözerler ve daha fazla puan kaybetmezler.

04 Apr 2008

(2)



Yaptığınız Medeniyeti Sansürlemektir!

Türkiye'de İnternet, sansür, YouTube, WordPress, fırsatçılar


Birkaç hafta önce ünlü görüntü paylaşım sitesi YouTube teknolojik bilgiden noksan yetkililerimizin deyişiyle kapatıldı. Daha önce yine birkaç kere, Atamıza saygısızlık yapan ırkçı üyelerinin oluşturdukları ahlak dışı bazı içerikler nedeniyle sansürlenen sitenin bu kez hangi sebeple engellendiğini araştırmadım. Bunu bilmemiz de gerekmez. Hangi sebeple olursa olsun yapılan bu uygulama suçluyu cezalandırmamakta aksine buna sebep olanların hakkımızda ürettikleri kötü tezlerine katkıda bulunarak bizi dünyaya öcü bir ülke olarak göstermektedir. Yapılan bu sansür uygulaması sadece; ayıp bir şeyle karşılaşan bir annenin, çocuğunun gözlerini eliyle kapatarak onun görmesine engel olmasına benziyor. Gözü kapatılan çocuk dışında, ortamdaki herkes o ayıpla karşı karşıya kalıyor, ayıbı kimse ortadan kaldırmıyor. Bizim kapattığımızı sandığımız siteye ve içeriğe bizim dışımızda herkes ulaşabiliyor. Diğer taraftan, kendilerini uyanık sanan birkaç (sermayesi) büyük yerli firma, sansürlenen yabancı rakiplerinin bu durumundan faydalanmak adına yayınladıkları ilginç reklamlarla durumdan yararlanarak ceplerini doldurmaya çalışıyor. Bu da, büyük olmanın sermaye rakamlarıyla değil ahlak değerleriyle ölçüldüğünü bilen halkımıza yapılmış bir başka ayıp olarak hafızalara kazınıyor. Sansür uygulayarak suçu engellediklerini sananların ya da bu gibi olaylardan yararlanmaya çalışan fırsatçıların uygulamalarına aslında uzun zamandır şahit oluyoruz. YouTube bir ilk ve tek değil. Çoğumuz, uzunca bir zamandan beri sansürü kaldırılmayan WordPress gibi sitelerin ismini bile unuttu. Onlarla rekabet etmeye çalışıyor olmama rağmen, WordPress'e uygulanan sansür beni en fazla sinirlendiren örneklerden bir tanesi. İnternetin sınırlarının, ülke sınırlarıyla eşleştirilmesine sebep olan ve insanlarımızı öteki dünyadaki insanlarla iletişimden alıkoyan zihniyete karşı sesimizi çıkartmazsak, olanları görmezden gelirsek, dahil olmak istediğimiz çağdaş medeniyetten daha da uzaklaşmış olacağız. Bugün onlara yapılan yarın bize de yapılır düşüncesiyle hareket etmeli, özgür ve evrensel bilgiye ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız. Lütfen bu olanlara kayıtsız kalmayalım, kaybeden biz olmayalım! Saygılarımla.

24 Mar 2008

(6)



Alexa Verilerini Referans Almak Doğru Mu?

Alexa, İnternet, İstatistik, Dünya Sıralaması


Amazon'un internet bilgi ve istatistik şirketi Alexa, ücretsiz olarak dağıttığı internet tarayıcıları için tasarlanmış araç çubuğu sayesinde kullanıcılarının internet aktiviteleri hakkında veri toplayarak istatistikler oluşturuyor. Alexa.com adresinden de bazıları paylaşılan bu veriler ve sıralamalar çoğu kişi için çok fazla şey ifade edebiliyor. Bazı reklam şirketlerinin bu sıralamalara göre yayıncı seçtiklerine ve bazı yatırımcıların da internet sitelerine değer biçerken bu verileri de göz önünde bulundurduklarına şahit oluyoruz. Çoğu kişi bu verilerin güvenirliğine çok fazla inandığı için vaktinin çoğunu burada harcıyor. Aklıma geldiği için araştırmak istedim: "Acaba Inube.com ziyaretçilerinin yüzde kaçı Alexa araç çubuğunu kullanıyor?". En güvenilir olan birinci elden kendi istatistiklerimize göre çıkan sonuç ziyaretçilerimizin sadece yüzde 0.36'sının yani yaklaşık 1000 kişiden 3'ünün Alexa araç çubuğunu kullandığını ortaya koyuyor. Bazı internet sitelerinin Alexa sıralamalarında kendilerini yukarılara taşımak için kullanıcılarını Alexa araç çubuğunu kullanmaya teşvik ettiklerini ve çoğu sitenin ziyaretçi profilinin Alexa araç çubuğunu kullanma oranlarının birbirleriyle uyuşmasının garanti edilemeyeceğini düşünürsek bu verilerin aslında pek de güvenilir olmadığı sonucuna varabiliriz. Mutlaka bazı firmalar ya da kişiler, "yine de bu veriler bizim için bir şeyler ifade ediyor" diyebilirler. Tüm görüşlere saygı duyarım. Ancak hem şahsım hem de yönettiğim şirketim adına herhangi bir şekilde Alexa ya da ona benzer dışarıdan global araştırma yapan istatistik kurumlarının verilerini dikkate almadığımı belirtmek isterim.

08 Feb 2008

(0)



Google'ın Yaptığı Ne Kadar Etik?

Reklam, Google, AdWords, İnternet Reklamcılığı


Blog servisimiz Inube.com'un tanıtımı için şimdiye kadar bir çok kez internet sitelerine reklamlar verdik. Bundan yaklaşık bir sene önce bir süre için Google AdWords aracılığı ile reklam vermiştik. AdWords'tan duyduğumuz bazı rahatsızlıklardan dolayı kısa bir süre sonra Google aracılığıyla reklam vermekten vazgeçip internet sitelerine birinci elden reklam vermeye karar vermiştik. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık ülkelerinden ziyaretlerin azlığından şikayet ettiğimiz bu günlerde reklam çalışmalarını sadece bu ülkelere kaydırmaya ve tekrar Google AdWords aracılığıyla reklam vermeye karar verdik. Dün akşam saatlerinde, Google AdWords'ta yeni bir reklam grubu başlattım. Anahtar kelimelerini seçtikten sonra AdWords anahtar kelimelerini aktifleştirmem için teklifi arttırmamı ve ortalama 0.05$ değerine getirmemi istedi. Anahtar kelimeleri için teklifleri 0.05$'a arttırdım ve tekrar giriş yapmadım. Bu sabah raporları incelemek üzere AdWords'a giriş yaptığımda gösterimin durduğunu ve sistemin teklifi arttırmamı istediğini gördüm. Benden talep ettikleri yeni teklif 0.20$. Yarım gün içerisinde reklamın değeri dört katına çıkartılıyor. Diğer reklam verenlerle rekabetten ötürü bu fiyatın arttığını düşünmüyorum. Eğer bu anahtar kelimeleri için reklam verenler o kadar çok olsaydı zaten benden talep ettikleri ilk fiyat 0.05$ seviyesinde olmazdı. Yarım gün içerisinde tüm reklam verenler sıkı bir rekabetle bu fiyatı dört kat yukarıya taşımamışlardır sanırım. Önceki yıl AdWords'tan aynı sebeple vazgeçmiştik. O zamanlar başlattığımız reklam gruplarında fiyatı yaklaşık bu seviyelerden 0.55$'a kadar çıkartmıştık. Biz bir inatlaşmayla paramızı savurmaya devam ederken, istenen teklifler de giderek komik rakamlara yükselmeye devam ediyordu. Biz Google'ın aramalarında reklam verenler listesinin en başında bulunan Blogger'ın üstüne çıkmak için daha fazla ödemeye devam ederken, Google da kendi servisi olan Blogger'ın reklamını sıfır maliyetle yapmaya devam ediyor ve bununla da kalmayıp bize rekabetin pahalı bedelini ödetmeyi sürdürüyor. Henüz AdWords reklamlarımızın ilk günü dolmamışken, geçen sene aldığımız isabetli kararı tekrarlıyor ve AdWords'tan son kez vazgeçiyoruz.

29 Dec 2007

(2)



Kurumsal

Yeacon Software Ltd.
Inube.com - Free Blog Hosting Platform
Cybmas Advertising

Sponsor Links






Search