16
Jan
2008
Henüz birkaç gün oldu, Kabataş'tan otobüse binip otele doğru gidiyordum. Yanıma benden en fazla birkaç yaş daha genç bir üniversite öğrencisi oturdu. Elinde ders notlarının fotokopisi, büyük olasılıkla yaklaşan final sınavlarına çalışıyor. Otobüste bile ders çalışan bu zamanı dar kişinin elindeki notlar ilgimi çekti, göz ucuyla inceledim. Önce İngilizce cümleler dikkatimi çekti, daha sonra matematiksel ifadeler. Ardından Fransızca açıklamaları görüverdim, bazı yerlerde de Türkçe notlar düşülmüş. Muhtemelen mühendislik öğrencisi bu zamanı dar, azimli ve çok çalışan genç arkadaş, analiz dersini İngilizce, Türkçe ve Fransızca dillerine başvurarak anlamaya çalışıyordu.
Belki analiz dersinin zorluğundan, belki de üç dilde çalışmak zorunda olduğundan olsa gerek; otobüste yolculuk ederken bile zamansızlığından ötürü matematik çalışıyordu. Derslerimi anadilimde görmenin verdiği rahatlıkla yüzümü bu sefer sahile çevirip o eşsiz Boğaz'da uçan martıları seyrederken aniden az önceki öğrencinin telefonu çaldı. Bu sefer, kulaklığını takarak çağrıya yanıt veren öğrencinin konuşmalarına tanık oldum. Arayan okuldan arkadaşıydı. O gün oldukları tarih dersi sınavını tartışıyorlardı. Türkçe, İngilizce ve Fransızca konuşarak birbirlerine Meclis-i Mebusan'ın kuruluşundan bahsediyorlardı. Bu manzaraya tanık olmaya daha fazla dayanamadım ve Bebek'te otobüsten inerek yoluma yürüyerek devam ettim.
O günden bu yana düşünmeye devam ediyorum: "Acaba bir genç matematik öğrenmek için üç lisan bilmek zorunda mıdır? Ya da en azından kendi ülkesinin tarihini kendi anadilinde öğrenmeye hakkı yok mudur?".
Bu hakkı elimizden alan yöneticiler acaba bizim bir şeyi tek dilde anlayamayacak kadar aciz bir millet olduğumuzu mu düşünüyorlar yoksa ülkemizi katletme çabalarının arkasında bazı gizli planları mı var?
Elbette farklı kültürlerle kaynaşmak, onları tanımak, dünyayla bağ kurmak için yabancı diller öğreniyoruz ve öğreneceğiz. Ancak farklı dillerin, kültürlerin, ders kitaplarımıza eğitim ve öğretimimize girmesinin gereği var mı? Ülkemizde bilim üretilememesinin, makale ve atıf bile yayınlanamamasının nedenini pek uzaklarda aramamak gerek. Öyle ki, üç dört dilde bilim öğrenmiş bilimadamlarımız (!) makalelerini hangi dilde yazacaklarına henüz karar verememiş, düşünmekle meşgul olsalar gerek.
(0)
kurnaz

